Neden Kişisel Blog Yazmalıyım ?

Bugün bu yazımda kişisel blog serüveni ve neden kişisel blog yazmalıyız gibi konular ele alacağım.

blog

 

Kişisel Blog Yazmak …

Zamanın hızla akıyor.İnternet kullananların bir çoğu sosyal medya denilen mecrada saatlerce zaman harcar hale geldi..Bilgi kirlilikleri , zihin bulanıklığı…Tamamen zihin işgali ve daha çok bağlanma üzerine kurulan bu sistemde ego , bencillik ve kaostan başka pek bir şey yok .Neyse ki bloglar var  o birilerini okumak , takip etmek isteğini bize cömertçe sunan.

Hani metropollerde yaşayan insanlar şehrin o kasvetinden , gürültüsünden , kirliliğinden bunalır da böyle sakin huzurlu bir yere gitmek ister ya işte kişisel bloglar internetteki o arana sakin , güzel kasabadır .Yazarın diğer yazarları tanımaya başladığı , ziyaretçisiyle dost olduğu ortamdır .

Blog yazmak  paylaşma isteğinin dışa vurumudur.Öyle sosyal medyada durum paylaşmaya benzemez.Burada sadelik , çaba ve özveri ve emek vardır .Hele çabanıza karşılık ziyaretçilerden olumlu dönüşler alıyorsanız doğru yoldasınız , yürümeye devam edin.

Sadece paylaşmak ve aktarmak değildir aslında blog yazmak.Anı depolamak , anı arşivlemektir bir bakıma .Yıllar sonra kendini kıyas edebilmek , kendindeki değişimi görebilmektir.

Yazabilmek için daha fazla okuyacak , daha fazla izleyip araştırmanız gerekecek.Kültür ve bilgi bakımından size katacağı değer çok büyük olacaktır.Ayrıca siteyi de geliştirme ve daha güzel bir blog oluşturma oluşturma yolun web ortamını da kavrayacaksınız.

obb

Bir an önce başla

Bu yola başlarken az ziyaretçi veya emeğinizin hakkını alamadığınızı düşündüğünüz olacak.Herkes böyle başlıyor bu işe , önemli olan pes etmeden devam edebilmek.Bu işi bir boş uğraş değilde hayat tarzınızdaki bir unsur haline getirebilmek..Gerisi kendiliğinden geliyor zaten ..Okundukça daha fazla yazıyorsunuz , yazdıkça daha fazla okunuyorsunuz .

Artık iş başvurusunda bile internet sitenizin veya blogunuzun olması sizin için avantaj sağlıyor.Hem Google amcada bizi çok sevmekte , bloglar hem onun hemde ziyaretçilerin baş tacı.Kolay bilgiye ulaşabilmede bloglardan iyisi var mı ? Çöplüğe dönmüş forumlar artık ölüyor.Giriyorsun blogdan istediğini alıp çıkıyorsun..

Blog yazmaya başlamak için bir zaman geç değil, hemen başlayabilirsin.Her insanın yazacak bir şeyi vardır .Her insan bir dünyadır ve keşfedilmeyi bekler.Siz yazın gerisini kaşiflere bırakın.

Bir daha ki yazıda görüşmek üzere 😉

Akciğer Kanserinin Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

ghbb

Kanser türleri arasında en fazla ölüme neden olan kanser türü, akciğer kanseridir. Akciğer kanserinin sinsi bir şekilde ilerlemesi nedeniyle, belirtileri geç ortaya çıkmakta ve erken tanı konulması konusunda geç kalınmaktadır. Bu yüzden akciğer kanserinin nedenleri ve belirtileri hakkında yeterli bilgiye sahip olmak, hayati öneme sahiptir. Yazımızın devamında, akciğer kanserinin nedenleri, akciğer kanserinin belirtileri ve akciğer kanserinin tedavisi hakkında detaylı bilgiler bulunmaktadır.

Akciğer Kanserinin Belirtileri Nelerdir?

– Hırıltılı nefes alıp vermek, nefes alıp vermede hafif zorluk çekme.

– Besinleri yutmada zorlanma ve ses kısıklığı.

– Sık sık ve sürekli öksürmek ve öksürüğün şeklinde görülen değişiklik.

– Kanlı balgam veya kan tükürmekte, akciğer kanseri belirtileri arasındadır. Bunun yanı sıra balgam renginde değişiklik görülmesi de kanserin belirtileri arasındadır. Öksürükle beraber gelen kan ise, akciğer kanseri hastalarının %25’lik gibi önemli bir bölümünde görülmektedir.

– Yüz ve boyun bölgesinde şişkinlik görülmesi.

– Sarılık, kansızlık, iştahsızlık ve hızlı kilo kayıpları da, akciğer kanserinin önemli belirtileri arasınndadır.

– Öksürme esnasında sırt, göğüs, omuz veya kollarda görülen ağrılar ve bu ağrıların öksürük kesildikten sonra sona ermesi.

– Parmaklarda oluşan şekil bozuklukları.

– Sağ karın kısmında hissedilen ağrılar.

– El ve ayak parmaklarında karıncalanma ve batma hissi.

Akciğer Kanserinin Nedenleri ve Risk Faktörleri

Akciğer kanserinin meydana gelmesi, tek bir nedene bağlı olmayıp birçok nedene bağlı olarak görülebilmektedir. Arsenik, tütün, röntgen ışınları, uzun süre güneş ışığına maruz kalma, hava kirliliği ve sigara gibi nedenler, akciğer kanserine yakalanma riskini en fazla artıran faktörler arasındadır. A ve E vitamininin eksikliği de, kanser oluşumunu tetikleyen bir durumdur.

Sigara Kullanımı : Akciğer kanserine yakalanma riskini artıran, en önemli risk faktörlerinden birisidir. Tütünde yer alan ve hücrelere zarar veren maddeler, zamanla akciğer üzerinde kansere neden olabilmektedir. Tiryakinin hangi yaşlarda ve ne kadar süredir sigara kullandığı da, risk faktörünü etkileyen unsurlar arasındadır.

Asbest : Asbestte kanser oluşumuna zemin hazırlayan etkenler arasında yer alır. Bazı endüstrilerde kullanılmakta olan ve fiberlerde yer alan bir mineral grubu asbest, solunması durumunda akciğerlere yapışarak yerleşir ve hücrelere zarar vererek kanser oluşumunu tetikler.

Radon Gazı : Kayalarda ve toprakta kokusuz, renksiz ve görünmez halde bulunan radyoaktif gazdır. Sıklıkla solunması ve uzun süre maruz kalınması durumunda, akciğer riskini büyük oranda artırmaktadır.

Genetik Yatkınlık : Aile bireylerinde kanser hastalığının görülmesi, diğer bireylerde akciğer kanseri görülme olasılığını artırmaktadır. Genetik yatkınlık, aile bireylerinde direk olarak akciğer kanseri riskini artırmakta ve çevresel faktörlerin birleşmesiyle bu risk daha fazla artmaktadır.

Hava Kirliliği : Hava kirliliğinin akciğer kanserine neden olduğu, yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.
Akciğer Kanseri Riskini Artıran Meslekler: Bazı meslek dalları, akciğer kanseri riskini artırmaktadır. Bunlardan bazıları; tersane işçileri , izolasyon, madenciler, tekstil işçileri, plastik sanayi işçileri, boya ve dökümhane işçileri, petro-kimya, batarya ve muşamba işçileridir. Bu grupta çalışanlar, normal meslek dallarına göre daha fazla risk altındadır.

 

Akciğer Kanseri Tedavisi

Akciğer kanserinin tedavisi , Cerrahi operasyon, ışın tedavisi yani radyasyon ve kemoterapi adı verilen ilaç tedavisi şeklinde yapılmaktadır. Kanser kütlesi ameliyatla alınabilecek durumdaysa , kanserli bölge ameliyatla açılarak kütle alınır. Ameliyat sonrasında ise, ilaçla tedaviye bir süre devam edilir.
Akciğer kanserinin tedavisinin etkili olabilmesi için, erken teşhis konulabilmesi hayati önem taşımaktadır. Teşhis ne kadar erken konulursa, hastalığın tedavisi daha hızlı ve olumlu olarak sonuçlanmaktadır. Akciğer kanserinin çok fazla gecikmesi durumunda, tedavi şartlarının ağırlaşması söz konusudur.

Saç Dökülmesinin Nedenleri Nelerdir ?

Günlük ortalama 100 saç telinin dökülmesi uzmanlar tarafından normal kabul edilse de, saçların gözle görülür bir şekilde incelmesi ve saç kaybının daha fazla olması durumunda, mutlaka müdahale edilmesi gerekiyor. İnsanın en doğal aksesuarı olan saçlar dökülmeye başladığı zaman, özellikle kadınlarda ruhsal sorunlarında görülmesine neden olmaktadır. En önemli kişisel bakım unsuru saçımız ve saç dökülmesinin nedenleri hakkında detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

m1

Saç Dökülmesinin Nedenleri ;

Önemsenmeyen Kozmetik Ürünler : Yapılan araştırmalar, kalitesiz kozmetik ürünlerinin saç dökülmesine neden olduğunu göstermektedir. Yanlış kozmetik ürünlerinin yanı sıra, saçlarınıza uygulayacağınız boyama, açma, perma ve saç düzleştirme gibi işlemlerin doğru koşullarda yapılması gerekiyor. Aksi halde yanlış yapılan her işlem, saç dökülmesini hızlandırıyor.

 

Troid Hastalıkları: Troid bezinin gerekenden az ya da fazla çalışması, saç dökülmesine neden olan faktörler arasındadır. Hastalığın tedavi edilmesi durumunda, saç dökülmesi sorunu da ortadan kalkacaktır.

 

Fırça Kullanımı: Saçların sık sık fırça ile taranması, geçici saç dökülmelerine neden olmaktadır. Bunun yerine saç yapınızda uygunsa, daha seyret telli fırçalar veya düz taraklar tercih edilmelidir. İncelmiş saçların daha çabuk kopmasına neden olan fırçalar, kalıcı saç dökülmesine sebep olmasa da, hazırda saç dökülmesi sorunu yaşayanlar için daha büyük bir sorun haline gelebilir.

 

Genetik Saç Kayıpları : Uzmanlar en fazla görülen saç kaybı nedenleri arasında, genetik ve kalıtsal saç kayıplarının olduğu konusunda ortak görüşe sahipler. Bu tip saç dökülmeleri genellikle 20 yaşından sonra başlıyor. Bu tür saç kayıplarının tek tedavisi, saç ekimi yöntemleridir.

 

Alopesi areata : Genellikle, madeni para büyüklüğünde veya biraz daha geniş çapta saç dökülmesi şeklinde ortaya çıkar. Her yaşta görülebilecek saç rahatsızlıklarından birisi olan Alopesi areata, zamanla kendi kendine iyileşebilir bir durum olsa da, bir uzman tarafından yardım alınmasında fayda vardır.

 

Protein Eksikliği: Protein eksikliği de, saç dökülmesinin sebepleri arasında önemli yer tutar. Protein açısından zayıf diyetler veya yeteri kadar iyi beslenmeme gibi nedenlerle görülebilecek protein eksikliği son aşamaya geldiğinde, saç dökülmesine neden oluyor. Protein eksikliğine bağlı saç dökülmelerinin, yeterli miktarda protein alındığı zaman ortadan kalktığı bilinmektedir.
Doğum Kontrol Hapları : Genellikle kalıtsal saç sorunu yaşayan hastalarda, doğum kontrol hapları saç dökülmesini tetikleyen önemli faktörler arasındadır. Uzmanlar ailesinde genetik saç dökülmesi bulunan kişilerin, kullandıkları doğum kontrol haplarını doktor kontrolünde değiştirmesini tavsiye ediyor.

 

Demir Eksikliği : Demir eksikliği, saç dökülmesine neden olan en büyük etkenlerden birisidir. Özellikle kadınların adet dönemlerinde daha fazla demir eksikliğinin görüldüğünü söyleyen uzmanlar, mutlaka besinlerden veya takviyelerle demir eksikliğinin giderilmesini öneriyor.

 

Kanser Tedavileri: Kanser tedavisinde kullanılan bir takım ilaç ve uygulamalar, saç dökülmesinin nedenleri arasındadır. Özellikle tedavi sürecindeki terapi aşamalarında hastanın saçlarının büyük çoğunluğunu kaybedebileceğini belirten uzmanlar, terapi tedavisinin ardından hastaların yeniden saçlarına kavuşabileceklerini açıklıyor.

 

Tozlu ve Kirli Hava : Hava kirliliği veya tozlu ortamlara uzun süre ve sıklıkla maruz kalan kişilerde, saç dökülmesi sıklıkla rastlanan durumlardan birisidir. Bu nedenle koruyucular kullanmak ve saçların temizliğini sık sık yapmak, saç dökülmelerinin önüne geçebilir.

Cilt Temizleme Fırçaları Nasıl Kullanılmalı ?

Cilt Temizleme Fırçaları Kullanımı
Herkesin farklı ürünler kullanarak yaptığı cilt temizliği, sağlıklı bir cilde sahip olmak için yapılması gereken en temel işlemlerin başında geliyor. Peki yaptığımız cilt temizliği, gerçek anlamda yeterli oluyor mu? Cildimiz için yarar sağlıyor mu? Bu soruların cevaplarını iyi verebilmek, daha canlı ve sağlıklı bir görünüme sahip olmak için, önemli bir husustur.

clarisonic-clinique-braun-15
Cildin ölü hücrelerden temizlenmesi, cilt lekelerini azaltmak, cilde yumuşaklık ve nem kazandırmak için yapacağımız doğal maskelerin etkisini tam olarak gösterebilmesi için, cilt temizliğinin çok iyi yapılması şarttır. Günümüzde etkin bir şekilde cilt temizliği yaptığını vaat eden cilt temizleme fırçalarının çokluğu, doğru ürünü bulma konusunda biz tüketicilerin kafasını hayli karıştırmış durumda.
Cilt temizleme fırçaları doğru kullanıldıkları zaman, cilt temizleme işlemi için kullanılan birçok kozmetik üründen daha iyi bir sonuç sağlamaktadır. Ayrıca cilt temizlemede kullanılan kozmetik ürünlerindeki kimyasalların zararlarından da, cildimizi korumuş oluruz. Doğru seçilen cilt temizleme fırçası, cilt gözeneklerinin açılmasına, siyah noktaların kaybolmasına ve farklı cilt lekelerinin yok olmasına oldukça olumlu katkılar sunmaktadır.

Cilt Temizleme Fırçası Alırken ve Kullanırken, Nelere Dikkat Edilmeli?

Uzmanlar, cilt temizleme fırçası seçilirken seçeceğiniz ürünün, cilt tipinize mutlaka uygun olması konusunda uyarılarda bulunuyor. Yine ürün kullanımında, cildinizin hassasiyetine uygun bir yöntemle kullanılmasının önemine vurgu yapılıyor.
Cildinizin kuru, karma veya yağlı cilt mi olduğunu doğru bir şekilde belirlemek, temizleme fırçasının cildinize vereceği olası zararın önüne geçme konusundaki, en temel faktörler arasında yer almaktadır. Örneğin kuru yüzlere, yumuşak fırçalar uygulanmalıdır. Fırçayı kullanırken cilde fazla bastırılması ve bir düzen içerisinde kullanılmaması, cildin tahriş olmasına neden olabilmektedir.

garnier-exfo-firca-2

Cilt temizleme fırçasının kullanım sıklığı, başlangıç aşamasında haftada iki kez yeterli olacaktır. İlerleyen aşamalarda cildin alışmasıyla birlikte bu sıklık, haftada üç kez olabilir. Fırçanın yararını tam olarak gösterebilmesi için, fırçanın temizliğinin de iyi bir şekilde yapılması önemlidir.

Temizleme fırçası kuru ciltlerde kullanılırken, bunlara dikkat edin

– Temizlik esnasında, fırçayı çok bastırmayın. Fırçayı çok bastırmak, cildin tahriş olmasına neden olmaktadır.
– Çene ve burun bölgelerine yoğunlaşarak temizlik yapmak, bu bölgelerde daha sık görülen siyah noktaların giderilmesi için önemlidir.
– Cilt sarkmalarının önüne geçmek için, dairesel hareketlerle temizlemek önemlidir.
– Cilt tahrişini önlemek için, fırça aynı bölgede uzun süre durmamalıdır.
– Cilt temizleme işleminin ardından, nemlendiricilerle cildi nemlendirmeyi unutmayın.
Temizleme fırçası yağlı ve karma cilt üzerinde kullanılacaksa, yukarıdaki maddeler için çok daha hassas olunmalıdır.

Ev Yapımı Cilt Bakım Maskeleri

Evde kolay temin edebileceğiniz malzemeler ile yapabileceğiniz cilt bakım maskeleri sayesinde, farklı cilt sorunlarının önüne rahatlıkla geçebilir, cildinizin daha genç ve sağlıklı görünmesini sağlayabilirsiniz. Kendi hazırladığınız bitkisel cilt maskeleri ile aynı zamanda, cilt bakımı için harcadığınız paraları da farklı bir tasarruf olarak değerlendirebilirsiniz. Her şeyden önce maskeyi kendi elleriniz ile hazırlamış olmanızdan dolayı, yüzde yüz doğal olduğu konusunda emin olmanın verdiği rahatlığı da hissedeceksiniz.

yagli-cilt-temizligi
Cilt Maskeleri Ne İşe Yarar ?

Farklı cilt tiplerine göre değişik malzemelerden hazırlanan karışımlardan oluşan, cildinizin ihtiyacı olan vitaminler ile cildinizin daha güzel ve genç görünmesine olanak tanıyan malzemelerdir. Özellikle kış aylarının etkisiyle kuruyan ciltler için hazırlayabileceğiniz maskeler, yüzünüzün kaybolan canlılığını yeniden kazanmanız konusunda önemli rol oynamaktadır.

Cilt Maskeleri Nasıl Uygulanır?

Evde hazırladığınız doğal cilt maskeleri, güzellik merkezlerinde hazırlanan maskelerden daha natürel bir yapıda olması sebebiyle, daha fazla tercih edilmektedir. Kendi hazırladığınız cilt maskelerini koyuluğuna göre cildinize, pamuk veya fırça yardımıyla rahat bir şekilde uygulayabilirsiniz.

Türk Kahvesi İle Cilt Maskesi

Türk damak tadının efsaneleri arasında yer alan Türk kahvesi, cilt içinde önemli yararları bulunan içecekler arasında yer almaktadır. Kahvenizi içtikten sonra fincanın dibinde kalan ve kum tanelerine benzeyen kısmı, yüzünüze uygulayarak 15 dakika bekletin. Süre dolduktan sonra, su yardımı ile cildinizi temizleyebilirsiniz. Bu işlemi sık yapmamaya dikkat ederek, 10 günde bir kez yapmanız en ideal olanıdır. Zamanla cildinizde bir canlılık olduğunu hissedeceksiniz.

coffee-917613_960_720

Salatalık İle Cilt Maskesi

Yüz maskelerinin vazgeçilmezleri arasında olan salatalık ile cilt maskesi, cildin nemlenmesine ve erken yaşlılık belirtilerinin ortadan kalkmasına yarayan en bilindik cilt maskeleri arasında yer almaktadır. Uygulama aşaması ise oldukça basit olan salatalık maskesi, bir orta boy salatalık, bir tatlı kaşığı bal ve yarım çay bardağı yoğurt kullanılarak hazırlanmaktadır. Robottan geçirdiğiniz salatalığın içerisine, bal ve yoğurt ekleyerek iyice karıştırın. Daha sonra karışımı yüzünüze sürerek, 30 dakika bekleyin ve ılık suyla yüzünüzü temizleyin

images

Maya Karışımlı Cilt Maskesi

Yine evde yapabileceğiniz doğal cilt maskeleri arasında yer alan maya karışımlı cilt maskesi, cildin nem oranını dengeleyen, cilt kırışıklıklarını azaltan ve pullanmanın önüne geçen önemli cilt maskeleri arasında yer almaktadır. Bir yemek kaşığı süt ve 1 adet yaş mayayı, bir kabın içerisinde iyice karıştırın. Krem kıvamı elde edene kadar karıştırılan karışımı, yüzünüze sürerek 20 dakika bekletin ve su ile temizleyin.

Dershaneye Gitmeden Sınava Hazırlanmak Mümkün mü?

board-exam

Dershaneye gitmeden başarı elde etmeniz zor olsa da tabi ki de mümkün dershane desteği almadan planlı bir şekilde çalışarak nasıl başarı elde edeceğinizi size alt başlıklarda anlatmaya çalıştık.

Peki Nasıl ?

İlk olarak internetten konu anlatım videoları izleyin konularınızı gözden geçirin ve sınava tabi tutulacağınız konuları elinizin altında bulundurun. Hedefinize gitmenizi sağlayan kestirme yollar elbette vardır. Aslında dershaneler sizi hedeflerinize ulaştırmaya çalışır. Kimilerine faydalı olur kimilerine faydasız.

Eğer dershaneye gidecek durumunuz yok ise internette bulunan konu anlatımı videoları sayesinde istediğiniz konuyu kolay bir şekilde anlayabilirsiniz anlamadığınız noktalarda destek sağlayabilirsiniz. Dershaneye gitmemenizin en büyük avantajları arasında bununda olduğunu belirteyim size.

Beli bir saat uygulaması yoktur istediğiniz zamanlarda ders çalışabilirsiniz. Anlamadığınız noktalarda hocanızdan yeniden anlatmasını istemek yerine videoyu kolay bir şekilde başa sararak yeniden izleme gibi bir seçeneğe sahipsiniz. Bir konuyu çalışmadan önce konu ile ilgili testlere göz atın. Konu ile ilgili birkaç kaynağın testlerine göz atın ‘’ bu konu ile ilgili nasıl sorular gelir ‘’ sorusunun cevabını arayın.

Mutlaka not almalısınız Soru çıkabileceğini düşündüğünüz ve önemli olan yerleri kesinlikle not alın, yazmadığınız ve tekrarlamadığınız şeyleri unutmanız çok kolaydır.

Çalışacağınız konular ve ne kadar anladığınızı belirleyin ve ilerlemeniz gerektiğinin planını yapın. Başarı elde etmenin en önemli noktalarından biriside budur adımlarınızı planlayarak atmanızdır.

woman-reading-a-book-at-home

Uyumadan önce her gece not kağıtlarınızı okumalısınız. Bilimsel araştırmacılar tarafından kanıtlanmış bir taktik de budur uyumadan önce neyi düşünürseniz aklınızda daha kolay kalacaktır. Ve son olarak ta bol bol soru çözmeniz gerekmektedir. Bunları yaptıktan sonra ise Dershaneye Gitmeden de Sınava Hazırlanmak Mümkün mü sorusunun cevabına en güzel cevap siz olabilirsiniz.

Bilgisayarın Göze Verdiği Zararlar

Bilgisayarın Göze Verdiği Zararlar ve Göz Sağlığı

Bugün günümüzde modernleşmiş teknolojide, özel hayatınızda iş hayatınızda bilgisayar kullanımının yeri yüksek derecededir. Bilgisayarların faydası unutulmamak la birlikte, kullanırken yüksek derecede görsel dikkatlilik istemektedir. Bilgisayar kullanımlarıyla, en çok artan şikayet, gözlerle ilgili şikayetlerdir.

Bilgisayar kullanımında, göze ya da görme sorunlarının ortaya çıkması, göz yorgunluğu olarak bilinmektedir. Sıklıkla karşılanan sorunlar şunlardır. Gözlerde yanma hissi, kızarıklık, gözleri kısmak, odaklanmakta zorluk çekmek, iki tane görmek ışığa bakamamak, baş ağrıları, bel ağrısı.

1
Bahsedilen bu belirtilerin bir kaçının bilgisayar başında olduğumuz süreçte yaşanıyor olması, gözlerimizin yorulduğunu işaret edebiliyor. Belirtilerin görülmesi kişinin alışkanlıklarına çalışma ortamına ve şekline göre değişimler gösterebilir. Bilgisayar kullanımının göze verdiği zararlar ve çözümlerinden bahsetmekte fayda olacaktır. Bahsettiğimiz bu göz ağrıları kızarıklık gibi belirtileri olan kişi bir göz doktoruna gidip göz kontrollerini yaptırmalıdır. En büyük nedenlerden birisi kırma kusurudur(lens takmayı gerektirecek gözlük numara bozukluğu ) miyop, hipermetrop, astigmatizm gibi kusurların olup olmadığını kontrol ettirerek gözlük ve lensle tedavi edilmesi ilk aşamadır. Gözlük camları veya lenslerin numaraları yetersiz kalırsa gözde yorgunluğa sebep olabilir. Halk arasında bilinen bir değişe değinmek ve doğrusunu söylemek gerekirse, bilgisayar kullanmak insanların gözlerini bozmaz. Lakin mevcut bir kişinin bilmediği veya önemsemediği kırma sorununun, belirtileriyle meydana çıkmasına yardımcı olur. Çalışma saatleri çok fazla olmadıkça sorunsuz bir göz bilgisayar karsısında bozulmayacaktır. Bilgisayarın göze verdiği yorgunluk bir süre dinlendikten sonra geçer. Kalıcı hasarlar oluşturmaz. yakın objelere bakılırken gözde ortaya çıkan uyum farklılıkları, tıp değimiyle akomodasyon olarak bilinir.

2

 

Uzak mesafedeki bir cisme bakılırken yakın mesafedeki bir cisme bakıldığında, gözlerde bulunan bazı küçük kaslar kasılarak, kristal lens denilen gözün içinde bulunan merceğin çapını değiştirir ve gözler yakın görmeye uyum sağlar. Farklı uzaklıktaki objeleri yada uzakta olan cisimleri net görebiliyorsa, akamodasyon mekanizmasında sorun yok demektir. Mekanizma yetersiz kalırsa kısa süreli bulanıklık görülebilir, bilgisayara bakarken, uzaktaki bir cisme bakarken geçici bir süre bulanık görülebilir. Eğer bu süre daha fazla uzun süreler olmaya başlarsa göz yorulması ve bağ ağrımasına yol açacaktır. Tedavisi gözlük ile olmaktadır. Bilgisayar kullanımı göze zararlı mı diye düşünürsek bilgisayar göze zararlı değil diyemeyiz fakat doğru kullanıldığında tabi ki yanlış kullanıldığında bilgisayar göze farklı boyutlarda zararlar verebilir. Gözleri diğer etkileyen bir diğer faktörse bilgisayar ekran özellikleridir. Araştırmalar sonucunda anlaşılmıştır ki gözler monitöre odaklı bir şekilde bakamıyorsa, göz kasları kasılıp gevşemektedir ve göz merceği sürekli şekil değiştirmektedir. Bu belirti gözlerin ekrana odaklı bakamama sebebidir. Ve sonuç olarak göz yorgunluğu şikayet’i artacaktır. Bundan dolayı, gözlerinizin sağlığı açısından, kullandığınız ekranlar düşük parlaklık oranında ve yüksek çözünürlükte olması sizin için faydalı olacaktır.

 

LCD en sorunsuz büyük ve iyi teknolojik ürün ekranlardır. Göz koruyucu filtre kullanmanız hem yansımayı azaltacak, azda olsa radyasyonu azaltacaktır. Eski 14’’ inç monitörlerin yeni büyük ekranlı monitörlere göre daha çok radyasyon yaydığını hatırlatalım.